Hayata dair ne varsa nacizane bi yazı kurdunun karalama defterinde...

Mayıs 19, 2007 - Sokaktan Rastgele.

 

Gece  23:00,arabadayız,ani yakalanmış bi kare,karanlık.gece.meydan.hareketli.hızlı.karşıdan gelen motorlu..sarı lambası..ışığı..ay ışığı..

Yorumcular (3) :: Bağlantı

Mayıs 19, 2007 - lâfz-ı sadâkat

 00:48."Hbir şey yapmadım kötü olmak adına,sevgiye saygılıydım çünkü hayatı öğretti..." diyor şarkısında murat yılmazyıldırım.
             kandırılmak da var bu hayatta...

"kemanlar aramıza girmeye başladığında
 sen romantik değildin artık
 satmıştın romanlarını engizisyonculara
 gittiğin başka sevdalar işkenciler yetiştirirken
 sen bihaber, ben namüsait...

 romanlarını satmış bir romantiksin sen,
 gel demişsin, kopar yeni sevda damarlarımı
 duymamışım kulaklarım kan içinde
 başımda işkencecilerin, avuçlarımda çiviler
 sırtımda kamburum, umut kaçtı kaçacak saçlarımdan
 kanamasına güler mi hiç insan?
 duydum...şaşırmışsın, saygılıymışsın,
 teklifini yapmışsın,
 ve gözlerime bakmışsın,
 gözlerini saçlarıma takmışsın, ağlamaklı...
 bilirsin, son derece cüzzamlıyım
 elimden çeksen beni, ancak kolumu alırsın

 sırf seni olduğun yerden etmemek için
 onu da senin gibi sevmek isterdim oysa
 dünyanın en acaip üçgenini çizmek isterdim sırf senin için
 büyü tahtalarının sihirli eşkenar üçgenini
 ve her yönden aynı görünen o muhteşem çemberini
 ve bir dostun dediği gibi belki
 en sağlam ilişkiler üçgendir
 ip cambazı değilsen iki nokta arasında ayakların yerden kesilir
 armonica ağlamaya başladığında
 susar bütün ağlayan çocuklar
 yanaklarındaki göz yaşlarını yalarlar
 ve üç kişilik sevdaların alıştırmasını yapar

 

*(mehmet güreli)

Yorumcular (3) :: Bağlantı

Mart 15, 2007 - Uyku!

 

   "mini mini bir kuş kondu,biz de onunla pır pır edip canlandık,ellerimiz boş,düşlerimiz dolu uykuya daldık..." :)

                                                  

Yorumcular (9) :: Bağlantı

Ocak 23, 2007 - Alıntıya devam...

         *Bağlıyız birbirimize...

                                     Ama önce sen gidiyorsun...Sonra hepimiz,,sonra hepimiz...

Önce sen burkuyorsun sayfayı,sonra başkaları karalıyor cümleleri.

                                                  Tam sen ağlayacaksın sanıyorum, bir taş yuvarlanıyor sol kolumdan yere,

            Başkaları ağlıyor.

                                           Korkma anne, aşk seni de öldürmedi,

       hatırla...

       hatır

       la.

                                           (*umay..)

Yorumcular (6) :: Bağlantı

Ocak 17, 2007 - p e s i m i s t !

 

   -"Yüzünün yarısını bana vereceksin!"
Yüzümün bir yarısı intihar eden sevgilimin peşinden gitti. Öte yarısı film artisti olmak için evden kaçtı.

   -"Ellerinden biri benim olsun!"
Ellerimden biri en büyük aşkımın saçları arasında kayboldu. Ötekisi hapse girdi.

   -"Çocukluğunun en güzel günlerini bana armağan et!"
Çocukluğumun en güzel günlerinden bazılarını kurtlar yedi. Geri kalan kısmını ise çocuk esirgeme kurumuna bağışladım.

   -"Umutlarının aynısından bana da ısmarla!"
Umutlarımın bir kısmından hüznüme şahane bir sos hazırladım. Arta kalan kısmını evlatlıktan reddettim.

   -"Hiç kimsenin bilmediği yerlere gidelim!"
Hiç kimsenin bilmediği yerlerin bir bölümü düşler altında kaldı. Diğer bölümlerin inşası sürmekte.

   -"Herşeyini bana anlat!"
Herşeyimin bir parçasından trajedi imal ettiler. Boşta kalanlarını da sucuk yaptılar.

   -"Kalbinin temizliği için gündelikçi olabilirim!"
Kalbimin temizliğinin bir katıyla uzayın sonsuzluğu ilgileniyor. Öte katlarında zaten belalı yalnızlıklar yaşamakta.

   -"Hiç ayrılmayalım!"
Ayrılıkların çoğunluğu ruhun iklim şartlarından: Sen karasalsın, ben ılıman. Ayrılıkların azınlığı bitki örtüsünden: Sende kaktüsler var, bende plastik vazo çiçekleri.

   -"Saçmalıyorsun artık!"
Saçmalıklarımdan kimisini hayattan aldım. Kimisini alkol sanıp içtim.

    Sen iyisi mi üstüne basacağın bir mayın bul ve beni unut!
                                                                                                                                             *(k.iskender.)

Yorumcular (3) :: Bağlantı

Ocak 14, 2007 - Yazın Parçacıkları

     Gecenin bu saatinde durduk yere klişe olup küçücük alıntılarla herkese bir şiir armağan ediorum günün anlam ve önemine dayanarak veya dayanmayarak...

                                                     (*Bu arada alıntıları bana gönderen imdatcekici2006 'dır.Eline sağlıktır. Buradan da bloguna ulaşılmakta ve içten teşekkürler sunulmaktadır...)      

                                         

     *"Bıraktım oyun sonsuza dek sürsün. Tek tek sökeceğim dolaştığın yerlerdeki acılı yıldızları. İşim beş dakika sürer. Nasılsa bilmiyorum son paragrafı...

        Üç vakte kadar güneşin ay ışığıyla güpegündüz oynaştığı şehre adım atıyorsun. Kayaların şekillendirdiği, rüzgarın dile getirdiği o kutsal yamaçta duruyorsun. Elinde dilek ağaçlarından kumaş parçaları sallanıyor. Boşluğa bakıyorsun. Önünde bir deniz gibi uzanan toprak kıvrılıyor. Toprak inceliyor. Toprak sertleşiyor...

      Bu gece yalnızlık yok.Seni bekleyen yağmur saksıları dolduruyor. Krem kutularına boşaltıyorum yazdıklarımı.Rüyalarımda, donmuş nehirlerin üstünden kahkahalar atarak kayıyorum. Yalan konuşuyorum. Kum saatlerini yakıyorum. Biri penceresini açsa kurtulacaksın sanıyorum. Ama olmuyor. Bütün pencerelerimi açıyorum. Ama olmuyor işte. Meğer sen bütün davetleri reddetmişsin. Meğer sen tüm çırpınışlarıma sırtını dönmüşsün. Anladım, çok sevmişsin sokağa küfür gibi çaldığım kırmızıyı... "

 

                                                                                  

Yorumcular (2) :: Bağlantı

Aralık 29, 2006 - Tık

 

  Sabah kalk,otur başına "tık tık tık..." ritim tutsun,çalsın oynasın parmaklar,hepsi bir tempoda beş parmağın beşi de bir oluyor bu durumda istisnayen.

  öğlen gel..tekrar..

sonra git

  belki yine geldin akşam akşam

 uyku geldi bu sefer.uyu.

"tık tık.." hep kulaklarımda.

bak hala uğulduyorlar

 duydun mu?

Yorumcular (9) :: Bağlantı

Aralık 11, 2006 - Soyut

 

herşey bir soyutluktan ibaret oluyor bazen.

flu kelimeler..bulanık zihin ücrası..

şiir iyi bir çıkış yolu olabiliyor..

oluyor (mu) gerçekten?

Yorumcular (9) :: Bağlantı

Aralık 3, 2006 - Dissosiyatif Fugue

                                                                                              kinyas ve kayra'da: "her maddenin kaynama ve buharlaşma noktası olduğunu öğrenmiştik.dünyanın da olmalıydı.ve büyük buharlaşma günü gelene kadar güneş atmosferi,gölgelikleri, siyah gözlükleri,her şeyi parçalayıp delmek için uğraşacaktı.hiçbir şey dost değil bu evrende.insanların anlamasının zamanı geldi.güneşin sayesinde değil dünyadaki hayat.güneşin dünyayı buharlaştırma arzsundan dolayı hayat var gezegende." diyor.

 

  Seyrüseferin gazabı olmadan uçuversem yüksekçe yeşilimsi tepelerden,mavimtrak yada lacivert tonda semadan...Ben,ben olmasam,yerçekimi paralelinde kuşbakışı bakan bir çift gözden ibaret olsa bütün uzuvlarım..beyaz bir sis olsa mesela,puslu,nemli,kirli,soğukça bir kış gününü anımsatan,ya da ilkokuldaki,her ders sonrası teneffüslerde tebeşir beyazına boyanan sınıfımı hatırlatsa..yorgun,kırgın ve yalnız bir akşamsefa açıverse ellerimizde,ben düşünmesem ilk defa yapacağım herhangi bir şeyi..zihnimin ses tellerine geçici bir müddet sistire çeksem.. gitsek..beyazın aslında diğer bir adının da kayboluş,yitiş olduğunu farkedip korksam,adrenalin bombardımanına tutsam vücudumu..apayrı bir hava olsa,eflatunsu bir renk giyinse bütün mevsimler..hepsi bir olsa..ve ben hep sevsem eflatunu bu yüzden,şiir kitaplarımın arasından çıkardığım şiir kokladığım renk olarak..daha da yukarısı var mı diye kaldırsak başımızı..melekleri arasak.. göğsüme saplanmış kanatları çıkarıversem,çarpsam yere..yok hayır.çarpamam. yüksekteyim..onlar iner zaten dünyanın milyarlı tabanına..kimbilir nereye.olanca kızıllıkta parlasa güneş,galaktik merkezden olan uzaklığına aldırmadan gitsek ona..dies solis dies solis!!!

sana geldik bak..hiç olmadığı kadar beyaz görsek hayatı,insanları,yeryüzünü..utansak sonra suçlu bir çocuk gibi,beyazları kirlettiğimiz gelse aklımıza.aslında böyle olmadığı dank etse kafamıza. baktığımız gözlerimizden utansak,boz gri anlaşılması zor denklem kümesi biçimindeki içgüdülerden..ve arınmak..çekilmek bir satır öbeğinin kabuğuna..içine doğru..karton sevgilerden sıyrılıp şeffaf suretleri özlemek.François Feldman'ın olağanüstü bir şarkısıyla anlam bulur belki de... "du fond de la nuit/remontent l'ennui /et nos chagrins de mômes /dans les pages du grand meaulnes.." diye diye...

Yorumcular (4) :: Bağlantı

Kasım 30, 2006 - Tembel.

  çok tembelim bu aralar.

  öyle ki,yazı yazmaktan bile aciz hissediyorum kendimi.

  sen beni anlarsın ey sevgili okuyucu!

  şu kadarcık satır öbeği oluşturabilmemin hayret-i şaşkınlığıyla ve biraz da sevinciyle noktamı   koyuyorum.

  İyi geceler yesin sizi cüceler...nokta bitti.

Yorumcular (4) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

bazen kendimizi bir hayalin içinde sanırız ama aslında yaşadıklarımız gerçektir..bazen de herşeyi gerçek sanırken aslında yalnızca hayal gördüğümüzün farkına varmayız...

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

amedi
sevemedimkaragozlum82
kaybolusculuk
yorgunasker13
ofisyemekleri
sarafin
felte
sahildekibank
tanterosa
suleyman456
ihlamur
miKroBuZz
Enna
kirazmevsimi
hamzadeniz
TheLostHighway
hilbek
gezenti
imdatcekici2006
societa
emelceorgu
ATLAS
AydakiAdaM
erena
balsultan
nergizcankul
orguculer
Kelebeklerkenti
yuksektopuklar
eglencecafe
charisma17
kenanyucel
burs