Eylül 30, 2008 - Yine Yeni Yeniden...
Ertelendi,ertelendi ve günü geldi ve de gün derken akşamına akmakta bile usulca ve de ah büyük kentin erken çöken akşamı!neyse şimdi fazla ayrıntıya girip kemeraltlarından, trenlerden,yolculuklardan,sakız satan mavi kazaklı çocuktan,diktiğim sardunyadan bahsedecek değilim.ama evet güzeldiler.hepsi.bak yazdım.ekimin son günlerinden,son demlerindendi hem...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Nisan 19, 2007 - Sokaktan Rastgele.
.jpg)
Gece 23:00,arabadayız,ani yakalanmış bi kare,karanlık.gece.meydan.hareketli.hızlı.karşıdan gelen motorlu..sarı lambası..ışığı..ay ışığı..
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Nisan 19, 2007 - lâfz-ı sadâkat
00:48."Hiçbir şey yapmadım kötü olmak adına,sevgiye saygılıydım çünkü hayatı öğretti..." diyor şarkısında murat yılmazyıldırım. kandırılmak da var bu hayatta...
"kemanlar aramıza girmeye başladığında sen romantik değildin artık satmıştın romanlarını engizisyonculara gittiğin başka sevdalar işkenciler yetiştirirken sen bihaber, ben namüsait...
romanlarını satmış bir romantiksin sen, gel demişsin, kopar yeni sevda damarlarımı duymamışım kulaklarım kan içinde başımda işkencecilerin, avuçlarımda çiviler sırtımda kamburum, umut kaçtı kaçacak saçlarımdan kanamasına güler mi hiç insan? duydum...şaşırmışsın, saygılıymışsın, teklifini yapmışsın, ve gözlerime bakmışsın, gözlerini saçlarıma takmışsın, ağlamaklı... bilirsin, son derece cüzzamlıyım elimden çeksen beni, ancak kolumu alırsın
sırf seni olduğun yerden etmemek için onu da senin gibi sevmek isterdim oysa dünyanın en acaip üçgenini çizmek isterdim sırf senin için büyü tahtalarının sihirli eşkenar üçgenini ve her yönden aynı görünen o muhteşem çemberini ve bir dostun dediği gibi belki en sağlam ilişkiler üçgendir ip cambazı değilsen iki nokta arasında ayakların yerden kesilir armonica ağlamaya başladığında susar bütün ağlayan çocuklar yanaklarındaki göz yaşlarını yalarlar ve üç kişilik sevdaların alıştırmasını yapar
*(mehmet güreli)
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Mart 15, 2007 - Uyku!

"mini mini bir kuş kondu,biz de onunla pır pır edip canlandık,ellerimiz boş,düşlerimiz dolu uykuya daldık..." :)
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ocak 23, 2007 - Alıntıya devam...
*Bağlıyız birbirimize...
Ama önce sen gidiyorsun...Sonra hepimiz,,sonra hepimiz...
Önce sen burkuyorsun sayfayı,sonra başkaları karalıyor cümleleri.
Tam sen ağlayacaksın sanıyorum, bir taş yuvarlanıyor sol kolumdan yere,
Başkaları ağlıyor.
Korkma anne, aşk seni de öldürmedi,
hatırla...
hatır
la.
(*umay..)
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ocak 17, 2007 - p e s i m i s t !
-"Yüzünün yarısını bana vereceksin!" Yüzümün bir yarısı intihar eden sevgilimin peşinden gitti. Öte yarısı film artisti olmak için evden kaçtı.
-"Ellerinden biri benim olsun!" Ellerimden biri en büyük aşkımın saçları arasında kayboldu. Ötekisi hapse girdi.
-"Çocukluğunun en güzel günlerini bana armağan et!" Çocukluğumun en güzel günlerinden bazılarını kurtlar yedi. Geri kalan kısmını ise çocuk esirgeme kurumuna bağışladım.
-"Umutlarının aynısından bana da ısmarla!" Umutlarımın bir kısmından hüznüme şahane bir sos hazırladım. Arta kalan kısmını evlatlıktan reddettim.
-"Hiç kimsenin bilmediği yerlere gidelim!" Hiç kimsenin bilmediği yerlerin bir bölümü düşler altında kaldı. Diğer bölümlerin inşası sürmekte.
-"Herşeyini bana anlat!" Herşeyimin bir parçasından trajedi imal ettiler. Boşta kalanlarını da sucuk yaptılar.
-"Kalbinin temizliği için gündelikçi olabilirim!" Kalbimin temizliğinin bir katıyla uzayın sonsuzluğu ilgileniyor. Öte katlarında zaten belalı yalnızlıklar yaşamakta.
-"Hiç ayrılmayalım!" Ayrılıkların çoğunluğu ruhun iklim şartlarından: Sen karasalsın, ben ılıman. Ayrılıkların azınlığı bitki örtüsünden: Sende kaktüsler var, bende plastik vazo çiçekleri.
-"Saçmalıyorsun artık!" Saçmalıklarımdan kimisini hayattan aldım. Kimisini alkol sanıp içtim.
Sen iyisi mi üstüne basacağın bir mayın bul ve beni unut! *(k.iskender.)
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ocak 14, 2007 - Yazın Parçacıkları
Gecenin bu saatinde durduk yere klişe olup küçücük alıntılarla herkese bir şiir armağan ediorum günün anlam ve önemine dayanarak veya dayanmayarak...
(*Bu arada alıntıları bana gönderen imdatcekici2006 'dır.Eline sağlıktır. Buradan da bloguna ulaşılmakta ve içten teşekkürler sunulmaktadır...)
*"Bıraktım oyun sonsuza dek sürsün. Tek tek sökeceğim dolaştığın yerlerdeki acılı yıldızları. İşim beş dakika sürer. Nasılsa bilmiyorum son paragrafı...
Üç vakte kadar güneşin ay ışığıyla güpegündüz oynaştığı şehre adım atıyorsun. Kayaların şekillendirdiği, rüzgarın dile getirdiği o kutsal yamaçta duruyorsun. Elinde dilek ağaçlarından kumaş parçaları sallanıyor. Boşluğa bakıyorsun. Önünde bir deniz gibi uzanan toprak kıvrılıyor. Toprak inceliyor. Toprak sertleşiyor...
Bu gece yalnızlık yok.Seni bekleyen yağmur saksıları dolduruyor. Krem kutularına boşaltıyorum yazdıklarımı.Rüyalarımda, donmuş nehirlerin üstünden kahkahalar atarak kayıyorum. Yalan konuşuyorum. Kum saatlerini yakıyorum. Biri penceresini açsa kurtulacaksın sanıyorum. Ama olmuyor. Bütün pencerelerimi açıyorum. Ama olmuyor işte. Meğer sen bütün davetleri reddetmişsin. Meğer sen tüm çırpınışlarıma sırtını dönmüşsün. Anladım, çok sevmişsin sokağa küfür gibi çaldığım kırmızıyı... "
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kasım 29, 2006 - Tık
Sabah kalk,otur başına "tık tık tık..." ritim tutsun,çalsın oynasın parmaklar,hepsi bir tempoda beş parmağın beşi de bir oluyor bu durumda istisnayen.
öğlen gel..tekrar..
sonra git
belki yine geldin akşam akşam
uyku geldi bu sefer.uyu.
"tık tık.." hep kulaklarımda.
bak hala uğulduyorlar
duydun mu?
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kasım 11, 2006 - Soyut

herşey bir soyutluktan ibaret oluyor bazen.
flu kelimeler..bulanık zihin ücrası..
şiir iyi bir çıkış yolu olabiliyor..
oluyor (mu) gerçekten?
|
|
Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kasım 3, 2006 - Dissosiyatif Fugue

kinyas ve kayra'da: "her maddenin kaynama ve buharlaşma noktası olduğunu öğrenmiştik.dünyanın da olmalıydı.ve büyük buharlaşma günü gelene kadar güneş atmosferi,gölgelikleri, siyah gözlükleri,her şeyi parçalayıp delmek için uğraşacaktı.hiçbir şey dost değil bu evrende.insanların anlamasının zamanı geldi.güneşin sayesinde değil dünyadaki hayat.güneşin dünyayı buharlaştırma arzsundan dolayı hayat var gezegende." diyor.
Seyrüseferin gazabı olmadan uçuversem yüksekçe yeşilimsi tepelerden,mavimtrak yada lacivert tonda semadan...Ben,ben olmasam,yerçekimi paralelinde kuşbakışı bakan bir çift gözden ibaret olsa bütün uzuvlarım..beyaz bir sis olsa mesela,puslu,nemli,kirli,soğukça bir kış gününü anımsatan,ya da ilkokuldaki,her ders sonrası teneffüslerde tebeşir beyazına boyanan sınıfımı hatırlatsa..yorgun,kırgın ve yalnız bir akşamsefa açıverse ellerimizde,ben düşünmesem ilk defa yapacağım herhangi bir şeyi..zihnimin ses tellerine geçici bir müddet sistire çeksem.. gitsek..beyazın aslında diğer bir adının da kayboluş,yitiş olduğunu farkedip korksam,adrenalin bombardımanına tutsam vücudumu..apayrı bir hava olsa,eflatunsu bir renk giyinse bütün mevsimler..hepsi bir olsa..ve ben hep sevsem eflatunu bu yüzden,şiir kitaplarımın arasından çıkardığım şiir kokladığım renk olarak..daha da yukarısı var mı diye kaldırsak başımızı..melekleri arasak.. göğsüme saplanmış kanatları çıkarıversem,çarpsam yere..yok hayır.çarpamam. yüksekteyim..onlar iner zaten dünyanın milyarlı tabanına..kimbilir nereye.olanca kızıllıkta parlasa güneş,galaktik merkezden olan uzaklığına aldırmadan gitsek ona..dies solis dies solis!!!
sana geldik bak..hiç olmadığı kadar beyaz görsek hayatı,insanları,yeryüzünü..utansak sonra suçlu bir çocuk gibi,beyazları kirlettiğimiz gelse aklımıza.aslında böyle olmadığı dank etse kafamıza. baktığımız gözlerimizden utansak,boz gri anlaşılması zor denklem kümesi biçimindeki içgüdülerden..ve arınmak..çekilmek bir satır öbeğinin kabuğuna..içine doğru..karton sevgilerden sıyrılıp şeffaf suretleri özlemek.François Feldman'ın olağanüstü bir şarkısıyla anlam bulur belki de... "du fond de la nuit/remontent l'ennui /et nos chagrins de mômes /dans les pages du grand meaulnes.." diye diye...
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
bazen kendimizi bir hayalin içinde sanırız ama aslında yaşadıklarımız gerçektir..bazen de herşeyi gerçek sanırken aslında yalnızca hayal gördüğümüzün farkına varmayız...
Kategoriler
Arkadaşlarım
• enna • tanterosa • ihlamur • hakan nalçacı • aydakiadam • atlas • sahildekibank • kaybolusculuk • thelosthighway • amedi • suleyman456 • felte • sevemedimkaragozlum82 • gezenti • mikrobuzz • kirazmevsimi • erena • orguculer • eglencecafe • yuksektopuklar • kelebeklerkenti • kenanyucel • charisma17 • emelceorgu • bahcebakimim
|